9 Nisan 2014 Çarşamba

Üç Noktayı Bulan Bizden Biri Olmalı

Üç noktayı bulan bizden biri olmalı...

Tamamlananamışlarla samimi, olduramadıklarıyla aşina,
gülerken bile düşünebilen,
düşünürken bile umutsuz.

Orta hasar diye bir kurtuluş yolu uyduruldu 17 Ağustos sonrası zarar gören evler için.
Ya çok hasarlı ya da az hasarlıydı bir ev kitaba göre. Çok hasarlı ise yıkılacak az hasarlı ise
onarılacaktı.


Orta hasar diye bir kavram ortaya çıktı sonra. -çekenler bilir- çoğu aile reisi o hengamenin
içinde evini yıktırmamak veya onarım parası almak için koşuşturdu durdu bürokrasinin
peşinde.

Çoğu da ulaştı amacına üstelik, uydurma kavram işe yaramıştı..
Bir de o dönemlerde bizim ülkemizde uydurulan ya da daha doğrusu sınırları genişletilen
başka bir kavram vardı; orta durumlu aile:

Mahallede her cipsin parası aynıydı, tasolardan anlaşılamadı maddi durumu çocukların.
Bisiklet, scooter, kaliteli top senelerine kadar da pek ayrıştırılamadı sokakların ekonomik
hiyerarşisi.

Bu dönemlerle aynı döneme tekabül eden ilkokul yılları ile orta maddi durum kavramı
çoğumuzun sınıftaki zengin çocuğa -ki her sınıfta vardı bu çocuk- kendini maddi olarak
ezdirmeme stratejisiydi.

'Orta hasarlı' kalplerin orta durumdaki ekonomisiydi minik çocuğun kaçış yolu.
Ve onu buna zorlayan ailelerin yetiştirme tarzı olmuştu.
Belki de o günden beri çıkamadık içinden Maslow’un Piramiti’nin,
En sonunda o da yaramamaya başladı işe,
Gitgide uzaklaştık birbirimizden..
Tamamlanamamışlıklar belki de bu yüzden arttı
Üç nokta ihtiyacı belki de bu ayrışmadan doğdu.
Kaldık gülümsememizle başbaşa, umutsuzluğa kahkaha attık.

Ayrışık kaldığımız, uzaklaştığımız minik çocuk mu?

Aileler evlatlarını dinle ve korkuyla büyüttü, Hocaları din kültürü ve ahlak bilgisiyle..
Dinsiz olan -ya da bizden farklı dine sahip olan- ahlaksızdır diye düşündü çocuklar.
Onların o yaşta düz mantık yapması doğaldı.
Kimi kaçamadı bu düşüncesinden, ailesinden bir parça oldu.
Sonra büyüdü ve babası başbakan oldu çocuğun.
Ona da:
-‘’Sıfırlamadık henüz babacığım. Şöyle ki, bi 30 milyon Avro gibi bir miktar daha var.
Şey yapamadık, eritemedik henüz...’’ ‘’...tamamiyle sıfırlayacağız inşallah’’
Demesi kaldı...

Gerimiz ‘orta hasarlı’ ; hafif umutsuz, hafif umutlu, bunlara bağlı dengesiz gülüşlü ve tasoları
gördüğünde hala duygulanabilenler olarak şaşkınlığımızla başbaşa kaldık...



Hiç yorum yok :

Yorum Gönder